ÇÖPÜNE BAK KIZINI AL
Sözlükte çöp, “yararsız, pis ya da zararlı olduğu için atılan ufak tefek
şeylerin topu” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanıma göre bir şeyin çöp
sayılabilmesi için önce atılmış bir şey olması; bunun dışında da ya yararsız,
ya pis, ya da zararlı olması gerekiyor. İşin aslına bakacak olursak; çöp,
insanın yaşarken tükettiklerinden geride kalanlardır. İnsan hem yaşayabilmek
için gerekli olandan daha fazlasını hem de yaşayabilmesi için gerekli olandan
daha farklı şeyleri tüketir. Bu, insanı çöp konusunda diğer canlılardan ayıran
özelliklerden biri olsa gerek. Öyle ki tükettiklerinden kalanların bazıları
kendisine ve içinde yaşadığı doğaya zarar verir. Hatta yaşanmaz hale bile
getirebilir.
Çöp ve çöplük yaratıcısının aynasıdır. Başka bir deyişle çöpü / çöplüğü ya da
çöpüyle ilişkisi sahibini ele verir. Çöpüne, çöplüğüne bak, çöpüne ne
yaptığına bak, çöpüyle nasıl yaşadığına bak, o kişiyle ilgili neler neler
görürsün. Zengin midir, yoksul mudur ? Ne yer, ne içer ? Kendini, başkalarını
ve doğayı sever mi, sayar mı ? Nasıl bir insandır ?
Kiminin çöpü dağlar gibidir, kendi başına bir zenginliktir. Kiminin çöpü var
mıdır, yok mudur; belli değildir. Kimi için göz önünde görülmek istenmeyen
şeylerdir. Kiminin yaşamının bir parçasıdır, onlarla içiçe yaşar. Kimi için
utanç kaynağıdır, gizlemek için elinden geleni yapar. Şizofrenili için
sırtındaki paçavra değil, kral giysisidir ve onun krallığının kanıtıdır.
Eskimişlerden bir türlü vazgeçemeyen ve onları bir yerlerde biriktiren
obsesifler için, her an gerekli olabileceği düşünülen şeylerdir. Çöp toplayan
için geçim kaynağıdır.
Bazı kişiler hem kendilerine, hem başkalarına, hem doğaya sevgi ve saygı
duymadıklarını her fırsatta ilan ederler. Şehirlerarası -hatta şehiriçi-
yollarda yediği-içtiğinden geri kalanı arabanın camından dışarı atarlar.
Piknik yerini çöplüğe çevirirler. Bıraktıklarının çöp olduğunu bildikleri
bazen güzelce torbaladıklarından bellidir. Ne düşündüklerini, neden böyle
davrandıklarını anlamak pek kolay değildir. Sanki hep bekledikleri
sallandıracaksın ikisini tehditidir, başlarında bir bekçi bulundurulması
gerekmektedir. Bunların çok az kısımı toplumun her türlü kuralını hiçe sayan,
başkalarının gereksinimlerini hiç önemsemeyen kişilerdir; vicdanları
gelişmemiş gibidir. Daha çoğu ise başkaları yaptığında bunu acımasızca
eleştiren, sıra kendisine gelince kendince bir gerekçe bularak çöplerini oraya
buraya bırakıveren kişilerdir; duruma, güne göre kararları değişir.
Uygar toplumlarda durum doğal olarak daha farklı. Kimse çöpünü orta bir yere,
canı çektiği gibi bırak(a)maz. Kurulu düzen böyle bir şeye izin vermez. Fakat
bu kuralların vicdanı kendi sınırları içinde çalışır. Gelişmiş ülkeler zehirli
çöplerini oradaki insanlara zarar vereceğini bile bile geri kalmış ülkelere
gönderirler. Para dışında tanrısı olmayan birilerini bulup, minareyi makul bir
kılıf içinde kendilerinden ustaca uzaklaştırırlar. Her şeye karşın konuyu
sorgulayanların yine oralardan çıkması, biraz olsun insanı ümitlendirmektedir.
Kimi insanlar kullandığı bazı eşyaları eskidiğinde atamaz. Bir köşede
biriktirir. Kendisi dahil kimse tam olarak anlayamaz neden böyle yaptığını.
Sıklıkla “günün birinde işe yarayabileceği” gerekçe olarak öne sürülür. Diğer
yandan bu kişiler, temizlik ve titizlik konusunda en duyarlı kişilerdir. Hatta
bazılarının duyarlılığı aşırı bile bulunabilir. Çöpleri en derli toplu olan bu
kişilerdir. Düzen ve titizliğe düşkünlükleri çöplerine de yansır.
Dünyayı çoğumuzun algıladığından daha farklı algılayan şizofrenili bir hasta
için çöp bambaşka anlamlar taşıyabilir. Kendine göre anlamlar yükleyerek
çöplerini atmayabilir. Çöpler içinde yatıp kalkabilir. Çöp, çöp değildir artık
onun için.
Belki de asıl zor olan zihinlerdeki çöplük. İnsanoğlu belki de şimdiye kadar
hiç karşılaşmadığı kadar bilgi/uyaran bombardımanı ile karşı karşıya. Ne yazık
ki farkında olunsa da olunmasa da insan beyni bunları bir şekilde algılar ve
depolar. İşin kötüsü hangisinin çöp ya da ne zaman çöp olduğunu anlamak mümkün
değildir. Anlaşılsa da yapılacak bir şey yoktur artık, bunlar bir parçasıdır
kişinin. Atsan atılmaz, satsan satılmaz. Varlığını hep sürdürür. Çağımız
insanının huzursuzluğunun belki de önemli bir bileşeni zihinlerdeki bu çöpler.
Çöp ve çöplük; çöp toplayanları, çöpçüleri getirir akla. Eziklik, acıma, utanç
ve suçluluk duyguları içinde izleriz onları. Bir çok yerde çöpçülerin bayram
bahşişi toplamaları gelenekselleşmiş bir tören gibidir. Adeta bir terapi
seansı yaşanır, rahatsız edici duygulardan arınılmaya çalışılır.
Şehirde yaşayan çocukların hemen hepsinin gönlünden bir dönem çöpçü olmak
geçmiştir mutlaka. Gürültülü, bağırış çağırışlı geçişleri heyecanlı merakla
beklenir ve seyredilir. Çöp onlar için çöp değildir. Yıllar geçtikçe çöp,
“çöp” olur ve çöpçü olmak bir hayal olmaktan çıkar.
Çöpler ve çöplük yaratıcısının olduğu kadar toplumun da aynasıdır. İnsanın
kendisiyle, insanın doğayla ve insanın toplumla ilişkisinde pek çok ipuçları
sunar – bakmasını bilene.
Erol Özmen
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi
Psikiyatri AD Öğretim Üyesi