DEPRESYON
Depresyon nedir ?
Depresyon, esas olarak yaşamdan ve yaşadıklarından zevk alamama halidir.
Depresyon yaşayan bir kişi daha
önce severek isteyerek yaptığı şeyleri artık yapmak istememeye, yapsa bile bunlardan zevk alamamaya başlar.
Yaşama sevincinin yerini “üzüntü, keder, mutsuzluk, isteksizlik,
karamsarlık, umutsuzluk ve suçluluk” gibi duygular alır.
Depresyon her zaman bir hastalık mıdır ?
Depresyon her zaman bir hastalık değildir. İnsanlarda bir hastalık olmaksızın
günlük
olaylardan kaynaklanan depresyonu, hemen herkes yaşamında bir çok kez yaşar.
Bu tür depresyon çoğu kez bir yitime tepki olarak
ortaya çıkar. Bir yakını ölen,
işini yitiren ya da umut ettiği bir şeyi elde
edemeyen kişide sıklıkla depresyon
ortaya çıkar. Bu tür depresyonun süresi ve şiddeti sınırlıdır, açıkça belirli
bir olayla
ilişkilidir. Kişinin günlük yaşamında çok önemli değişiklikler yaratmaz. Kişiyi
neşelendirecek,
canlandıracak bir şey olduğunda kişi üzüntü
ve neşesizlik halini atabilir.
Ne zaman bir hastalıktan söz edilebilir ?
Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanları depresyonun tedaviyi gerektiren bir
hastalık olup
olmadığını ayırt etmeye çalışırken belirtilerin şiddetine, ne zamandır sürdüğüne
ve kişinin
yaşamına etkisine bakar. Bir hastalıktan söz edebilmek için kişinin
yakınmalarının en az on
beş gün boyunca hemen hemen her gün ve gün boyu sürmesi gerekir. Yani kişi
yaşadığı
üzüntüyü, kederi atamaz; biraz neşelenir, canlanır gibi görünse de hiçbir zaman
daha önceki neşesini, canlılığını kazanamaz. Fakat unutulmaması gerekir ki
yaşanan
depresyonun bir hastalığa dönüşüp dönüşmediğine bir doktorun karar vermesi
gerekir. Diğer
önemli bir noktada ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanının hastalığa dönüşmeyen
depresyona da
yardımcı olabilmeleridir. Bu nedenle baş etmekte zorlandığı duygular yaşayan
herkesin bir
ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurmasında yarar vardır.
Herkeste
depresyon görülebilir mi ?
Evet depresyon herkeste görülebilir. Çocuk, genç, erişkin yaşlı, zengin, fakir,
kadın erkek herkeste görülebilir. Fakat bazı kişilerde depresyon gelişme
olasılığı daha yüksektir. Bunlara yatkınlık yaratan özellikler diyoruz. Örneğin
ailesinde depresyon geçirmiş bir kişi varsa ailenin diğer üyeleri depresyon
geçirmeye yatkın olurlar.
Depresyonun kadınlarda daha sık görüldüğü belirtilir, bunun nedenleri nedir ?
Yapılan araştırmalarda depresyonun
kadınlarda iki kat daha fazla olduğu görülmektedir. Ancak bunun nedeni günümüzde
tam olarak anlaşılmış değildir. Kadınlığa özgü hormonların ve kadınların
kadın olmaktan dolayı yaşadıkları streslerin farklılığı yaratan başlıca nedenler
olduğu ileri sürülmektedir. Diğer yandan bu farklılığın yapay bir farklılık
olduğunu ileri süren araştırmacılar da vardır. Bu araştırmacılar erkeklerin
yaşadıkları depresyonu tanıyamadıklarını ya da toplumsal rolleri nedeniyle
depresyonla ilgili yakınmalarını ifade etmekten ve bunlar için çare aramaktan
kaçındıklarını belirtmektedirler.
Depresyon yaşayan
bunu kolayca fark edebilir mi ?
Depresyon yaşayan bir kişi bunu çoğu zaman kolayca fark eder. Fakat asıl sorun
bir hastalık
haline gelip gelmediğini anlayabilmektir. Günlük yaşantıda sık karşılaşılıyor
olması bazı
kişilerde depresyonun "olağan" bir
yaşantı olduğu düşüncesini yaratabilmektedir. Diğer yandan
bazı kişiler de
depresyona kader gözüyle
bakabilmektedirler. Bu iki tutum da tedavi
gerektirecek düzeyde depresyonun fark
edilmesini, kişinin
depresyonu için çare aramasını ve
gittiği bir doktora bunlardan söz etmesini
engelleyebilmektedir. Hastalar yaşadıkları
duygulardan söz ederlerse "yetersiz", "güçsüz", "akıl hastası" vb şeklinde
nitelenebileceklerini
düşünerek de yakınmalarından söz etmekten kaçınmaktadırlar.
Herkesi etkileyebilecek bir olay sonrasında
yaşanan depresyon tamamen normal bir durum mudur ?
Herkesi etkileyebilecek bir olay yaşayan ya da ciddi bir hastalığa yakalanan
kişide ortaya
çıkan depresyon bir
çok kişi tarafından "normal" ya da "beklenen" bir durum olarak
değerlendirilmektedir. Oysa bu doğru bir yaklaşım değildir. Herkesi
etkileyebilecek bir olay
yaşayan kişinin üzüntüsü tedaviyi gerektirecek bir depresyona dönüşebilir.
Örneğin ölümcül bir
kansere yakalanan kişide depresyon çıkmasının son derece doğal olduğu düşünülür
ve
depresyonun tedavisi için çaba gösterilmez. Böyle bir durum kuşkusuz herkesi çok
üzer.
Fakat bu üzüntü çok şiddetli bir hal aldıysa, kişinin yaşamını etkilemeye
başladıysa, artık
normal üzüntüden söz
edilemez, bir depresif hastalığın geliştiği düşünülmeli ve bir doktora
başvurma düşünülmelidir.
Psikiyatri uzmanları depresyonlu hastaların
tedavisi sırasında ne gibi güçlüklerle karşılaşırlar ?
Depresyonlu hastaların tedavisinde karşılaşılan en önemli güçlükler arasında
tedavinin ve ilaçların
zamanından
önce bırakılmasıdır. Bir diğeri ise hasta yakınlarının hastaya yönelik tutum ve
davranışlarıdır. Hastaların çoğu
depresyon tedavisinde kullanılan ilaçların bağımlılık yapacağı
endişesi taşırlar. Hele yakınları, tanıdıkları ve
bilgisi yetersiz bir eczacı kalfası bu ilaçların
bağımlılık yapabileceğini söylüyorsa hastaların kafaları iyice
karışmaktadır. Oysa depresyon
tedavisinde kullanılan ve antidepresan olarak
adlandırılan ilaçların bağımlılık
yapma potansiyelleri yoktur. Diğer yandan hem hastalarda hem hasta yakınlarında
depresyonun
kişinin kendi
çabasıyla aşılabilecek bir durum olarak düşünülmesi de tedaviye uyumu
etkimektedir.
Bir çok kişi tarafından
hastalara gez-dolaş, kafanı takma, istersen bu durumu atlatabilirsin gibi
tavsiyeler hastaları tam tersi olumsuz
etkilemektedir. Depresyonlu hastalar böyle diyenlerin
hastalığına ve kendisine inanmadıklarını düşünmektedirler.
Erol Özmen
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi
Psikiyatri AD Öğretim Üyesi