"KÖTÜLÜK"
MAŞALLAH'IN NERESİNDE ?
Maşallah günlük dilde çok sık
kullanılan, bir başkasını nazardan koruma amacı taşıyan bir
sözcüktür. Maşallah genellikle kötü bir şeyin olmasını
önlemek amacıyla kullanılır. Örneğin güzel bir çocuk gören kişi nazar
değmesin diye maşallah der. Çocuğun başına birisinin bakışından dolayı
bir şey geleceği düşünülür. Kötü bir şey geldiğinde de kem göz aranır ve
bulunur. Kıskanılanın güzelliğinden bir şeyler kaybetmesinin istendiği
varsayılır.
Sözlüklerde "Allah'ın istediği gibi", "Allah korusun",
"Allah saklasın" anlamlarına geldiği belirtilen maşallah günlük dilde
belli bağlamlarda kullanılmaktadır. Yüzeyel bakıldığında maşallah
diyenin, maşallah dediğine kötü bir şey olmamasını, nazar değmemesini
dilediği görülmektedir. Fakat maşallah diyenin, maşallah denileni
kimden ve ne gibi kötülüklerden koruduğu pek söz konusu edilmemektedir
günlük konuşmalarda. Maşallah çoğu zaman yeni alınan, güzel olan,
başarılı olan, hoş, beğenilen, yakışan şeyler için kullanılır. Bunlar
herkesin isteyebileceği, arzulayabileceği, kendisinde de olsun istediği,
içinden "keşke bende öyle olsam", "benim de olsa", "ben de bu kadar
beğenilsem", benimki de bu kadar iyi olsa" diye düşündüğü şeylerdir bir
yandan da.
Ülkemiz kültürünün bir parçası olan maşallah, kimi zaman
kötü bir şeyin olmasını engelleyeceği inancıyla, kimi zaman bir
alışkanlık olarak, kimi zaman bir beklentiyi karşılamak düşüncesiyle
söylenir. Aynı zamanda maşallah korunmaya çalışılan kişiye takılan bir
takı ile de somutlaştırılabilmektedir. Maşallah deyişinin ortaya
çıkmasında rol alan toplumsal ve bireysel bir çok etmen bulunmaktadır.
Bu yazıda insanın her türlü davranışının ortaya çıkmasında kültürün ve
toplumun payının büyük olduğu gerçeği göz ardı edilmeden, maşallahın
ortaya çıkmasında rolü olduğu düşünülen bireysel zihinsel dinamikler
işlenmeye çalışılacaktır. Fakat bireysel zihinsel dinamiklerin işlenmesi,
kaçınılmaz olarak bir yandan da toplum içi dinamikler ve kültürümüzdeki
bazı ögeler hakkında fikir verir. Burada ileri sürülen yorumların bazı
kişilere tümüyle, bazılarına kısmen uyduğu, bazılarına da hiç uymadığı
söylenebilir. Böyle görünmesinin nedeni çoğu zaman ortaya çıkış
dinamiklerinin bütünüyle farklı olmasından çok zihinsel dinamiklerin
kişide yerleşmişlik derecesiyle ilişkilidir.
Maşallah'ın ortaya çıkmasına neden olan zihinsel dinamikler
düşünüldüğünde ilk göze çarpan, maşalllah diyenin maşallah denileni
kötülükten korumayı amaçladığıdır. Çarpıcı görünen diğer bir özellik de
maşallah demekle, yazmakla ya da maşallah adı verilen bir takı takmakla
bu kötülüğün oluşmayacağının varsayılmasıdır.
Maşallah diyenin maşallah dediğini kötülükten korumayı
amaçlamasına kabaca bakıldığında ilk akla gelen bir başkasının kötülük
yapmasının engellenmeye çalışıldığıdır. Fakat daha ayrıntılı
incelenirse bir yandan da kişinin kendi içindeki kötülükten (her insanın
bilinçdışında bulunan yıkıcılık, öfke ve saldırganlık) korkmasının
olduğu da görülür. Nitekim bazen maşallah diyenlerin beraberinde nazarım
değmesin de dedikleri görülmektedir. Başka bir açıdan bakıldığında da
ister başkasından, ister kendisinden kaynaklansın maşallah diyenin
sonuçta bir kötülük oldurduğu görülmektedir. Yani maşallah denene
maşallah diyen tarafından imgelemsel kötülük yapılmış, kıskanılan
güzelliği bozulmuştur. Dolayısıyla kötülüğün başkasından
kaynaklanacağını varsaymak bilinçdışı düzeneklerle insanın kendi
içindeki kötülüğün çarpıtılmasından başka bir şey değildir. Kendi içinde
yıkıcılık, öfke olduğunu düşünen kişi, bunların başkasında da
bulunduğunu düşünür; başka bir deyişle kendinde olanın başkasında da
olduğunu ve kendine yöneldiğini düşünür, böylece kendi içinde olanı
başkasına yansıtır. Bilinçdışı düzeyde kişi kendi içinde varolanı önce
yadsımakta, kendinde olanı yansıtarak kötülüğün başkasında olduğunu
kurgulamaktadır Maşallah diyerek, kişi, oluşacağından korktuğu kötülüğün
oluşmasını engellediğini düşünürken, bu bilinçdışı düzeyde kötülüğün
oluştuğu ve maşallah diyerek oluşturulanın bozulduğunu varsaymaktadır.
Başka bir deyişle maşallah kişiye kendi içindeki yıkıcılık, öfke,
saldırganlık, kıskançlık gibi eğilimleriyle baş etmesine olanak
sağlamaktadır.
Maşallah diyen bir kötülüğün oluştuğunu ya da oluşacağını
düşünmekte ve bundan kurtulmak için maşallah diyerek bunu bozmakta ya da
engellemektedir. Yani maşallah diyen bilinçdışı bir düşüncenin aklından
geçmesiyle oluşabileceğini düşünmektedir. Psikiyatrik terminolojide bu
büyüsel düşünce olarak tanımlanmaktadır; büyüsel düşüncede düşünülenin
olduğu ya da olacağı varsayılır. Büyüsel düşünce kendi başına bir
psikiyatrik hastalık düşündüren bir durum değildir. İnsanın gelişim
basamaklarının ilk dönemlerinde doğal olarak bulunur, erişkinlik
döneminde de belli dereceye kadar bulunması olağan sayılabilecekken
kişinin yaşamını etkileyecek derecede bulunması psikiyatrik bir
hastalığın varlığını düşündürebilir. Büyüsel düşünceye okul öncesi
çağdaki çocuklarda çok sık rastlanmaktadır. Örneğin bu çağdaki bir çocuk
babasının ölümünü aklından geçirirse bir yandanda bunun gerçekleştiğini
ve bundan da kendisinin sorumlu olduğunu düşünerek korku ve suçluluk
duygusu yaşar. Zaman içinde bu tarz düşüncenin giderek etkinliği
azalmakta fakat bütünüyle ortadan kalkmamaktadır.
Yukarıda ele alınanlara genel olarak bakıldığında maşallahın
birey tarafından kendi içindeki kötülük ile baş etmek amacıyla
kullanıldığı görülmektedir. Maşallah denilmesine neden olan bir
yaşantıya bakıldığında, maşallah denilenin körüklediği ve kötülük olarak
düşünülen bazı duygular/dürtüler/istekler sanki oluşmuş ya da
oluşacakmış gibi algılanmaktadır (büyüsel düşünce). Maşallah diyen
aslında kendi içinde bulunan bu kötülükleri ayırt etmekte(yarı bilinçli
düzeyde ya da bilinçdışı düzeyde), büyüsel düşünce nedeniyle oluştuğunu
ya da oluşacağını düşündüğü bu kötülüklere karşı önlem alma gereği
duymaktadır; önce yadsımaya çalışmakta, yadsıma yetmediğinde kötülüğün
aslında kendinde olmadığı ve başkasında bulunduğunu düşünmektedir.
Belki de maşallah'ın ortaya çıkmasında ilk tetiği çeken (bu
yazıda da bilerek kötülük olarak tek sözcükle anlatılan) aslında
insanın özünde bulunan bazı duygu, dürtü ve isteklerin sanki kötülükmüş
gibi algılanmasıdır. Bu yazıda kötülük olarak anlatılanlar arasında
rekabet, kıskançlık, sahip olma, üstün olma, öfke, saldırganlık gibi
insana özgü özelliklerdir; doğal olarak sorun bunların nasıl işleneceği
ya da bunlarla nasıl başedileceğidir. Toplumumuzda bunlarla başetmenin
yollarından birisinin de maşallah olduğu görülmektedir.
Firdevs Seyfe Şen -
Erol Özmen