NARSİSİZM
Günümüzde narsisizmi herkesin
kabul edeceği bir biçimde tanımlamak çok kolay değildir. Bu konuda bir çok
akademik tartışma sürmektedir. Narsisizm, kişinin kendisini beğenmesi, sevmesi,
değerli, önemli hissetmesi, kendisinden memnun olması ile yakından ilişkili bir
kavramdır. Özsaygı, özdeğer, benlik saygısı ya da kendilik değeri olarak
tanımlanan bu duygular insanın kendi değeri ve değerliliği konusunda
hissettikleridir. Doğal olarak en çok diğer insanlarla ilişkilerde ortaya çıkar.
Günlük kullanımda narsisizm
çoğu zaman olumsuz çağrışımlar uyandırır. Muhtemelen bu önyargıların temelinde
narsisizmin, narsisistik kişilik bozukluğu olan kişilerin özellikleri ile eş
anlamlı tutulması bulunmaktadır. Narsisizm hiçbir zaman bir iltifat olarak
kullanılmaz. Hatta narsisist olarak nitelenme bir yana, kendini seven ya
da beğenen bir insan olarak nitelenme bile çoğu zaman bir hakaret gibi
algılanır.
Psikiyatri literatüründe
narsisizm, libidonun kendiliğe yatırılması olarak tanımlanmaktadır. Bu
tanım ruh içindeki yapıların kişinin kendisini sevmesi yönünde örgütlenmiş
olduğunu ifade etmektedir. Bu ruhsal yapılar insanın kendisini, diğer insanları
ve dünyayı algılayış ve değerlendiriş biçimini etkilemektedir. Kendisinden
bilinçli ya da bilinçdışı beklentileri, amaçları, hedefleri insanın kendisini
nasıl değerlendirdiğini belirleyen önemli ögelerdir. Beklentilerini
gerçekleştiremediğini düşünen kişi en azından o an için kendisinden hoşnut
olmayacaktır. İnsanın diğer insanları nasıl algıladığı da kendisi ile ilgili
değerlendirmelerini etkileyebilmektedir. Örneğin karşısındakileri sürekli
kendisini olumsuz değerlendirebilecek insanlar olarak gören bir kişi, en
ufak eleştiride bile kendisini herkesten aşağı bir insan olarak
değerlendirebilmektedir. İnsanın kendisini yargılayan, eleştiren ruhsal yapıları
da kendisini değerlendirmesini etkilemektedir. Bazı insanlar kendilerini
acımasız biçimde eleştirme eğilimi taşırlar, bu insanların kendilerini rahat
biçimde sevmeleri çok zordur. Temel içgüdüsel gereksinimlerinin karşılanmış olup
olmaması da insanın değerlilik duygusunu yakından etkiler. Bu gereksinimlerin
yaşamın ilk yıllarında nasıl karşılandığı daha da önemlidir. Örneğin
gereksindiği zaman doyurulmayan bir bebekte kendisini değersiz birisi olarak
hissetmeye neden olan bir yapı yerleşir. Yalnız içgüdüsel gereksinimlerin değil,
insanın her türlü gereksiniminin uygun biçimde karşılanması insanın kendisini
değerlendirmesini olumlu yönde etkiler.
Narsisizm “özsevi”, kişinin
kendisini sevmesidir. Başka bir deyişle, narsisizm, kişinin kendisi ile ilgili
hissettiği değerlilik, beğeni, benzersizlik, üstünlük duygularıdır. Kişinin
kendisini değerli, benzersiz, önemli, üstün, farklı bir kişi olarak hissetmesi,
psikolojik doyum yaratan yaşantılardır. İnsanın kendini sevmesi bütün insanlara
yabancı olmayan bir duygudur. Ancak kişiden kişiye kendini sevme biçiminin büyük
farklılıklar gösterdiği günlük yaşamda kolayca fark edilebilen bir durumdur.
Kendini seven bazı insanlarla (kendilerini, başkalarını, yaşamı seven kişiler)
birlikte olmak istenen-aranan bir durum iken, bazıları (“burnundan kıl
aldırmayan” kişiler) ile birlikte olmak itici bir durumdur. Başka bir deyişle
bir uçta diğer insanlarla ilişkileri besleyen ve psikolojik bir gereksinim
olarak bütün insanlarda varolan kendini sevme, diğer uçta ise diğer insanlarla
ilişkileri baltalayan kendini sevme bulunmaktadır. Bir uçta normal narsisizm,
diğer uçta patolojik narsisizm. Fakat narsisizmin bu iki tipini ayırt etmek çoğu
zaman oldukça zordur. Sorunu karmaşıklaştıran konulardan birisi de kimi için
normal olan narsisistik bir davranış, bir başkası için patolojik narsisizmin bir
belirtisi olabilmektedir. Örneğin, bir ergenin ayna karşısında saçının şeklini
en yakışan haline getirmek için dakikalarca kalmasının anlamı ile 30 yaşındaki
bir kişinin aynı amaçla dakikalarca kalması arasında çok fark vardır. Ayırt
etmeyi zorlaştıran konulardan birisi de narsisizmi besleyen bir çağda yaşıyor
olmamız. Günümüzde özellikle reklamlar aracılığıyla yaratılan imajlar; insanları
güzel, kusursuz, başarılı, birinci, yarışmacı olmaya itmektedir. Vücudunun
görünümü günümüzde bir çok insanın önemli bir derdi. Yaşlanmak, şişmanlamak,
yüzdeki kırışıklıklar bir çok insanın önemli bir korkusu. Tüketim
kışkırtılıyor; mutluluğun yolunun en güzeli tüketmekten geçtiği insanların
beyinlerine bir çok kez yazılıyor. Birincilik ve acımasız rekabet teşvik
ediliyor. Böyle bir kültürel ortamda hangi davranışın patolojik narsisizmden
kaynaklandığını ayırt etmek giderek zorlaşmaktadır.
Bununla birlikte kişilerarası
ilişkilerin niteliğine bakıldığında narsisizmin patolojik boyutlarını ayırt
etmek biraz daha kolay olmaktadır. Diğer insanlarla birlikteyken
karşıdaki/diğeri için ne yaptığı ve ne hissettiği önemli ipuçlarıdır. Patolojik
narsisizmi olan kişilerin başkalarını sevebilme yetenekleri yoktur. Karşısındaki
insanın istek, gereksinim ve duyguları onlar için hiç önemli değildir. Kendisini
daha değerli hissetmek için karşıdakini değersizleştirmek, onu yoksamak, onu hiç
önemsememek gereksinimi içindedirler. Kendini sevebilmesi için diğer insanları
aşağılama ya da küçümseme zorunluluğu duyarlar.
Normal narsisizm
Genel olarak anlaşıldığının
tam tersine kişinin kendisi hakkındaki olumlu duygu ve düşünceleri (kendini
sevmesi), onun başkaları ile olan ilişkilerini olumlu etkiler. Kendisiyle
barışık, kendisini seven, kendisinden memnun bir kişi, başkalarını da (kuşku,
haset ya da kıskançlık duymadan) sever. Bunun oluşabilmesi kişinin kendi olumlu
yönlerini görmesi yanında olumsuz yönlerini de rahatsızlık duymadan kendisinin
bir parçası olarak kabullenmesi gerekmektedir.
Kişinin hiçbir
kuşku duymadan özdeğerine güvenmesi ve özdeğerlilik duygusunun dışarıdan beslenmeye
gereksinimi bulunmaması normal narsisizmin önemli bir özelliğidir.
İnsanın kendisini sevmesi,
beğenmesi ya da değerli hissetmesi çoğu zaman diğer insanlarla ilişkilerde
ortaya çıkar ve onlar tarafından sevilmesi, beğenilmesi ya da değer verilmesi
ile mümkün olmaktadır. Bu sevilme, beğenilme ya da değer verilme istekleri
narsisistik gereksinimlerdir. Herkes için tanıdık olan bu narsisistik
gereksinimler, insanın temel psikolojik gereksinimleri arasında
bulunmaktadır.
Narsisistik gereksinimlerin
ifade edilmesi çoğu zaman olumsuz düşünce ve duygu yaratır. Oysa narsisistik
gereksinimler olarak adlandırılan bu isteklerin günlük yaşamımızı ne kadar
etkilediğini görmek için çok fazla bir çaba harcamaya gerek yoktur. Neler
yapılmaz bunlar için. Dakikalarca ayna karşısında kalınır, kendisine yakışanı
bulmak için dükkan dükkan dolaşılır. Açık açık kabul edilmese de adam yerine
konulmak, önemsenmek, değer verilmek, sevilmek beklenir.
Bu istekler ya da beklentiler
gerçekleşmediğinde narsisistik incinme ortaya çıkar. Kırılma, darılma, gücenme,
küsme, alınma ve geri çekilme narsisistik incinmenin göstergeleridir. Hak
edildiği düşünülen bir şey verilmediği, adam yerine konulmadığı, önemsenmediği
düşünüldüğünde yaşanır bu duygular. “Gereksiniminin eşi tarafından
anlaşılmaması”, “iş arkadaşının günaydın demeyişi”, “bankada kuyrukta
bekletilmesi”, “isteğini arkadaşının yerine getirmemesi” narsisistik incinme
yaratabilen her gün karşılaştığımız basit örneklerdir.
Patolojik narsisizm
Patolojik narsisizmi olan
kişiler dıştan bakıldığında kendini herkesten farklı, üstün gören ve kendisini
beğenen, seven bir insan görünümü çiziyorlarsa da bu yalnız görünümdedir. Bu
kişiler daha derinlerde kendilerini değersiz hisseden kişilerdir. Büyüklenmeci
tavırlarının altında yatan da tam olarak budur. Patolojik narsisizmde şişirilmiş
bir büyüklenmecilik vardır. Bu büyüklenmecilik abartılı, gerçekçi olmayan, içi
boş, kendine güvenden yoksun, içsel ve dışsal destekten yoksun, biraz da
tümgüçlüdür. Kişi bilinçdışı olarak özdeğerinden kuşku duyduğu için şişirilmiş
bir özdeğere gereksinmektedir. Bu tür özdeğerlilik duygusu dışarıdan beslenmeye
gereksinim duyar. Kendisini değersiz hisseden kişi, başkalarını
değersizleştirerek bundan kurtulmaya çalışır. Kendisini sevmesi, kendisini
değerli hissedebilmesi için karşıdakini değersizleştirme zorunluluğu hisseder.
Bu tür narsisizm kişiyi eleştiriye aşırı duyarlı hale getirir; kendi değerlilik
duygularını etkileyen her türlü etkiye (eleştirilme, küçük düşme, başarısızlık)
duyarlıdırlar ve bu tür etkilere öfke ve depresyon ile tepki verirler.
Kaynaklar
1.Akhtar
S (1989) Narcissistic personality disorder. Descriptive features and
differential diagnıosis. Psychiatr Clin North Am 12; 505-530, 1989.
2.Amerikan Psikiyatri Birliği (1994) Mental
bozuklukların tanısal ve sayımsal elkitabı, dördüncü baskı (DSM-IV), Amerikan
Psikiyaytri Birliği, Washington
DC 1994’den çeviren Köroğlu E, Hekimler Yayın
Birliği, Ankara 1994.
3.Doğaner
İ (1996) Narsisistik kişilik bozukluğu: tarihçe, tanı ve ayırıcı tanı. Ege
Psikiyatri Sürekli Yayınları 1: 341-351.
4.Eğrilmez A (1996) Freud ve narsisizm. Ege
Psikiyatri Sürekli Yayınları 1: 353-360.
5.İşcan
C (1995) Kendilik Ruhbilimi. Compos Mentis Yayınları, Ankara.
6.Kernberg
O (1975) Sınır Durumlar ve Patolojik Narsisizm. Çeviren M Atakay, birinci basım,
1999, metis yayınları .
7.Odağ
C (1996) Örneklerle narsisizm. Ege Psikiyatri Sürekli Yayınları 1: 341-351.
8.Sorias
S (1998) Kişilik bozuklukları. Psikiyatri Temel Kitabı’nda, C. Güleç, E. Köroğlu
(ed.ler). Hekimler Yayın Birliği, Ankara
Kaynak
Kendini Tanıma Rehberi
Erol Özmen
Sistem Yayıncılık
- Kıssadan Hisseler Dizisi