NARSİSİSTİK KİŞİLİK
Kişilik, bir kişinin kendine
özgü düşünce, duygu ve davranış kalıplarını ifade etmek için kullanılır. Kişilik
ilk çocukluk yıllarında şekillenir ve çoğu zaman sonraki yıllarda da önemli
değişiklikler göstermeden süregider. Kişilik özellikleri insanların kendisini,
başka insanları ve olayları algılama ve yorumlama biçimlerinde; duygusal
tepkilerinde; diğer insanlarla ilişkilerinde; gereksinim, istek ve dürtülerini
doyurma biçimlerinde kendini gösterir. Bir insanı tanımlarken “kendini
beğenmiş”, “yalancı”, “titiz”, “arkadaş canlısı”, “soğuk”, “alıngan” gibi
çeşitli sıfatlar kullanırız. Bu tanımlamalar o kişinin kişilik yapısını
oluşturan özelliklerdir. Ancak her hangi bir davranış biçiminin kişilik yapısı
sayılabilmesi için bunun süreklilik göstermesi gerekmektedir. Kişide genel
olarak gözlenmeyen ve belli bir olay karşısında gösterdiği davranış biçimi
kişilik özelliği olarak sayılmaz. Kişilik yapısı insanların diğer insanlarla
ilişkilerini, toplum içindeki uyumunu, kendini algılayış biçimini etkiler. O
nedenle bir insanı değerlendirirken onun huyuna ya da kişilik yapısına ister
istemez dikkat edilir. Bazılarının kişilik özellikleri ise diğer insanlarla
ilişkilerini, kendini ve çevresinde olup bitenleri uygun biçimde algılama ve
yorumlamasını belirgin biçimde olumsuz etkilemektedir. Bu durumda kişilik
bozukluğundan söz etmek mümkün olmaktadır. Ancak kişilik özeliklerinin ne zaman
kişilik bozukluğu sayılabileceği konusunda sınırlar son derece belirsizdir.
Kişilik bozukluğundan söz
edilebilmesi için kişiliği oluşturan davranış kalıplarının ya da davranış
örüntüsünün kişinin içinde yaşadığı kültürün normlarından belirgin biçimde
farklı olması; esneklik taşımaması, uzun süredir bulunması (en azından ergenlik
ya da genç erişkinlik döneminden beri); kişinin diğer insanlarla ilişkilerini,
toplumsal ve mesleki yaşamını olumsuz etkilemesi gerekmektedir. Ancak günlük
yaşamda bir kişinin davranış örüntüsünün kişilik bozukluğu sayılıp sayılmayacağı
çok yararlı bir tartışma değildir. Kişinin ne tür kişilik yapısına sahip
olduğunu ve bunun yaşamını nasıl etkilediğini anlamaya çalışmak daha uygun gibi
görünmektedir. Diğer yandan bir insanda hiçbir zaman bir kişilik yapısı saf
olarak bulunmaz, her zaman bir çok kişilik yapısının özelliklerinin bir karması
bulunur.
Günümüzde Amerikan Psikiyatri
Birliği’nin ruhsal hastalıkları sınıflandırma sisteminde paranoid, şizoid,
şizotipal, antisosyal, borderline, histriyonik, narsisistik, çekingen, bağımlı
ve obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu olmak üzere on kişilik bozukluğu
tanımlanmıştır.
Narsisistik kişilik bozukluğu tanı ölçütleri
Narsisistik kişilik
bozukluğunun temel özelliği genç erişkinlik döneminde başlayan ve süreklilik
gösteren, davranışlarda gözlenen ya da hayal edilen büyüklenmecilik, beğenilme
gereksinimi ve eşduyum yapamamadır. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin DSM-IV tanı
ölçütlerine göre narsisistik kişilik bozukluğu denebilmesi için aşağıda verilen
kişilik özelliklerin en az beşinin bulunması gerekmektedir (Amerikan Psikiyatri
Birliği 1994):
1.
Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır (örn. başarılarını ve
yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak
bilinmeyi bekler)
2. Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri
üzerine kafa yorar
3. “Özel” ve eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak başka özel ya da toplumsal
durumu üstün kişilerin (ya da kurumların)
kendisini anlayabileceğine ya da ancak
onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanır
4. Çok beğenilmek ister
5. Hak kazandığı duygusu vardır: kendisinin özellikle kayırılacak olduğu bir
tedavi biçiminin uygulanacağı beklentileri ya da bu
beklentilerine göre uyum
gösterme
6. Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanır: kendi amaçlarına
ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanır
7. Empati yapamaz: başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp
tanımlama konusunda isteksizdir
8. Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına
inanır
9. Küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergiler
Narsisistik kişilik yapısı olanlarda görülen özellikler
Büyüklenmecilik:
Narsisistik kişilik
bozukluğunun temel özelliği büyüklenmeciliktir. Kendilerini diğer insanlardan
daha farklı, üstün ve önemli bir insan olarak görürler. Kendilerine
hayrandırlar. Bu kişiler kendilerini olduğundan daha başarılı, daha güzel, daha
zeki olarak değerlendirirler. Büyüklük düşüncelerine gerçek yaşamda karşılık
bulamazlarsa, bunu hayallerinde gerçekleştirmeye çalışırlar. Kendilerinin
herkesten farklı ve özel oldukları hayalleri kurarlar. Fakat bu büyüklük duygusu
özgüven taşıyan bir büyüklük duygusu değildir; sürekli dışardan onay görme
beklentisi içindedir.
Bu kişiler derinlerde bir
değersizlik duygusunu hissetmezler ya da kabullenemezler. Kırılgandırlar, fakat
bu kırılganlıklarının büyüklük duygularına olan güven duygularının zayıflığından
kaynaklandığını göremezler; kırgınlıklarına sürekli başkalarını suçlama ve
değerinin anlaşılmadığı duygusu eşlik eder.
Narsisistik kişilik yapısının
en önemli özelliklerinden birisi büyüklenmecilik ve üstünlük duygusudur. Fakat
büyüklenmecilik ve üstünlük duyguları yalnız narsisistik kişiliğe özgü değildir.
Kişide hiçbir psikiyatrik hastalık bulunmadan da bulunabileceği gibi bir çok
psikiyatrik durumda da görülebilmektedir.
Olağan psikolojik tepki
olarak çeşitli yaşantılar sonrasında hissedilen başarı, kendine değer verme ve
kendini sevmenin narsisistik kişilikte görülen büyüklenmeden ayırt edilmesi
gerekmektedir. Sağlıklı narsisistik doyumun en önemli özelliği, başkalarına da
değer verebilmeyi, başkalarını da sevebilmeyi, başkalarının da gereksinimlerini
anlayabilmeyi taşımasıdır. Sağlıklı olmayan narsisistik doyumun en önemli
özelliği kendini değerli hissedebilmek için diğerlerini değersizleştirmeyi,
aşağılamayı içermesidir.
Büyüklenmenin görülebildiği
psikiyatrik durumlardan birincisi duygudurum bozukluklarında görülen hipomani ve
mani durumlarıdır. Narsisistik kişilik bozukluğundan farklı olarak burada
görülen büyüklenmecilik dönemler halinde görülür. Hastalığın iyileştiği
dönemlerde gözlenmeyen bu büyüklenmecilik, hastalığın alevlendiği dönemlerde
yeniden ortaya çıkmaktadır.
Narsisistik kişilik bozukluğu
olanlarda görülen büyüklenmenin paranoid kişilik bozukluğu olan kişilerdeki
kuşkuculuktan kaynaklanan başkalarına tepeden bakmadan ayırt edilmesi gerekir.
Paranoid kişiliği olanlarda görülen kıskançlık, narsisistik kişilerde görülen
kıskançlıktan farklılık gösterir. Paranoid kişideki kıskançlık daha çok eşinin
sadakati ile ilgili kuşkulardan kaynaklanırken, narsisistik kişideki kıskançlık
değerlilik duygusundan kaynaklanır. Narsisistik kişi, başkasının başarılarını,
öne çıkmasını kıskanır. Kendisinin üstünlüğü ile ilgili kuşkular
yaratabileceğinden, narsisistik kişi başkasının daha değerli olduğu düşüncesine
katlanamaz. Eleştiriye katlanamama da her iki kişilik yapısında da
görülmektedir.
Şizoid kişilik bozukluğu olan
kişilerde görülen diğer insanlarla ilişkiye girmekten kaçınma ve sosyal
ilişkilerden kaçınma, kendini beğenme ve başkasını küçük görme şeklinde
yorumlanarak narsisistik kişilik yapılarında görülen büyüklenme ile
karıştırılabilir. Narsisistik kişilik yapısı olanlardan farklı olarak
başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü hiç önemsemezler.
Obsesif kompulsif kişilerde
görülen mükemmeli arama ile narsisistik kişilerdeki mükemmel olduğuna inanmadan
farklıdır. Obsesif kompulsif kişinin mükemmeliyetçiliği sonu olmayan bir
mükemmeliyetçiliktir, kolay kolay kendisinin ve başkasının mükemmeli
gerçekleştirdiğine inanmaz. Narsisist kişi ise her yaptığının mükemmel olduğunu
düşünür. Diğer insanları küçümseme, kıskançlık obsesif kompulsif kişilerde
yoktur. Obsesif kompulsif kişiler için mükemmele ulaşmak, kafasındaki düzeni
kurmak amacıyla diğer insanları kontrol altında tutmaya çalışırken; narsisistik
ise diğer insanları kendi büyüklenmeciliğini beslemesi için elinin altında
tutmaya çalışır.
Eşduyum yapma yetisi eksikliği
Fakat büyüklüklerinin
sürekli olarak dışardan onaylanması gereksinimi ve beklentisi içindedir. Diğer
insanlarla ilişkileri de bu gereksinim ve beklenti üzerine kurulmuştur. Bunları
karşılayan insanlarla, bunları karşıladığı sürece ilişkilerini sürdürürler. Bir
çeşit bu gereksinimlerini karşılamak için bu insanları kullanırlar. Bu
insanların gereksinimleri, duyguları, istekleri onun için önemli değildir.
Başkalarını sevebilme ve başkalarına eşduyum yapabilme yani başkalarının yerine
koyarak onları anlamaya çalışma yetenekleri yoktur. Bu nedenle başkalarının
yaşadığı duyguları anlayamaz. Bu nedenle insan ilişkilerinde iki kişinin
birbirinin gereksinimlerini karşılıklı olarak anlayan ve karşılayan bir ilişki
değil, büyüklüklerini onaylamak için diğerinin varolduğu bir ilişki söz
konusudur. Yani bir çeşit istismar söz konusudur; nitekim gereksindiği onayı
alamadığı zaman narsisistikler o kişilerle ilişkilerini bitirirler.
Çok sayıda insanla ilişkisi
var gibi görünse de bunlar yüzeyel ilişkilerdir. Başkalarına sürekli
bağlanamazlar. Başkalarının isteklerini, gereksinimlerini anlamayan, eşduyum
yapamayan narsisistik; başkalarının övgülerine gereksinim duyar. Başkalarını
küçümsediği ve onlara güvenmediği için grup
etkinliklerine gerçek anlamda katılamaz.
Başkasının istek ve
gereksinimlerini dikkate almayan yani eşduyum yapma yeteneği olmayan diğer bir
kişilik yapısı antisosyal kişilik yapısıdır. Ancak çoğu zaman narsisistik
kişilik yapısından ayırt etmek zor olmaz. Antisosyal kişilik yapısında olanlarda
görülen yasaları ve toplumun genel ahlak kurallarını tekrar tekrar çiğneyerek
karakolluk olma ve tutuklanma narsisistik kişilik yapılarında görülmez.
İlgi odağı olma, başkalarının
dikkatini üzerinde toplama, beğenilme ve övgü alma arayışı histriyonik ve
narsisistik kişilik yapılarının ortak özellikleri arasında bulunur. Ancak iki
kişilik yapısında aynı davranışa yönlendiren nedenler farklıdır: histriyonik
kişi daha çok ilgi arayışında iken, narsisistik kişi büyüklüğünün onaylanması
arayışı içindedir. Diğer yandan histriyonik kişi ilgiyi elde etmek için çok
çeşitli tutum ve davranışlar içine girebilirken, narsisistik kişi bunun en doğal
hakkı olduğunu düşünür ve insanların ona göre davranmasını bekler.
Hak kazandığı duygusu
Kendilerini herkesten üstün
olarak görmeleri nedeniyle diğer insanlarla ilişkilerinde herkese göre
kendilerine farklı, özel biri olarak davranılmasını beklentisi içindedirler. Her
şeye hakları olduğunu düşünürler.
Eleştiriye duyarlılık
Eleştirilmeye karşı çok
duyarlıdırlar. Başkalarının kendisi hakkındaki düşünceleri onlar için çok
önemlidir. Sürekli olumlu değerlendirilme beklentisi içindedirler. En ufak
olumsuz değerlendirme, onlarda büyük bir hayal kırıklığı yaratır.
Başkalarının bilgisini
kendine mal etme konusunda çok ustadırlar; hiç bir rahatsızlık duymadan, elde
edilen bir başarıda başkalarının rolünü hiçe sayarlar. Başkalarının haklarına
aldırmaz davranırlar.
Eleştiriye duyarlılık ve
kırılganlık narsisitik kişilik yapısı olanların yanısıra çekingen kişilik
yapısında olanlarda da görülen bir özelliktir. Ancak çekingen kişi kendini
değersiz olarak hissettiği, narsisistik kişi ise kendini aşırı değerli
hissettiği için kırılgandır. Çekingen kişi başkalarının kendisini beğenmeyeceği
ve istemeyeceği kaygıları yaşarken, narsisistik bir kişinin böyle bir şey
aklından bile geçmez.
Kaynaklar
1. Akhtar S (1989) Narcissistic
personality disorder. Descriptive features and differential diagnıosis.
Psychiatr Clin North Am 12; 505-530, 1989.
2. Amerikan
Psikiyatri Birliği (1994) Mental bozuklukların tanısal ve sayımsal elkitabı,
dördüncü baskı (DSM-IV), Amerikan Psikiaytri Birliği, Washinhton
DC 1994’den
çeviren Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara 1994.
3. Doğaner İ (1996) Narsisistik
kişilik bozukluğu: tarihçe, tanı ve ayırıcı tanı. Ege Psikiaytri Sürekli
Yayınları 1: 341-351.
4. Sorias S (1998) Kişilik
bozuklukları. Psikiyatri Temel Kitabı’nda, C. Güleç, E. Köroğlu (ed.ler).
Hekimler Yayın Birliği, Ankara
Kaynak
Kendini Tanıma Rehberi
Erol Özmen
Sistem Yayıncılık
- Kıssadan Hisseler Dizisi